
Tam da doğum günümdeki laneti kırdığıma inanmaya başlamışken bu olmadı.. bu olmamalıydı.
Doğum günleri, "yeni"yi hatırlatır. Yeni yaşla birlikte gelen yeni umutları..ilerideki yıllara bırakılacak yeni "anıların" tohumlarını.
Sabah yataktan Michael'ın ölüm haberini veren telefonla uyandım. Televizyonu açtım, gözüm çapaklı. Tüm kanallar haberi tekrar tekrar veriyor, videolarını yayımlıyorlardı ardı arkasına.
Çok uzun zamandır sesini, şarkılarını dinlemediğimi farkettim.
O an ve sonrasındaki 2 gün hissettiklerim bir çok insan evladının,mutlaka birkaç kez tecrübe ettiği cinstendir eminim ama bunu ben anlatabilir miyim bundan emin değilim işte.
2 gündür boğazımda tıkalı kalmış bir lokma. Bir düğüm.
Bir yanımı kaybetmiş, bir yanım eksilmiş gibi..
Hayata bakışını, O'nu ne kadar anlayabildik orası ayrı bir muamma olsa da - 90'lar, ben de dahil olmak üzere yaşıtlarımın yarısından çoğu moonwalk yapmaya çalışarak geçirdik belli bir zamanımızı.
Çocukluğumdan bir parça kaybettim, evet.
Sanırım bugün için tek avuntum, "Michael efsanesi"ne tanıklık etmiş olmamdır. Annelerimizin bizlere ballandıra anlattığı bir Elvis'tir, Michael.
Mübarek günde de doğmuşum oysa,
nereden, neden bu lanet ?

2 yorum:
Mj in ölüm haberinin ardından, son 15 yılı için düşündüklerimin kısmen "ölmek ne güzel şey" in çevresinde dolaşıyor olması ve üstüne bu post, ayrıca ironik...
ps : doğum günün kutlu olsun
ironi'nin hastasıyız.
ps: teşekkür..
Yorum Gönder